Küresel borçlar, Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) yayımladığı son rapora göre yılın ilk çeyreğinde 353 trilyon dolara ulaştı. Bu, tarihin en yüksek borç seviyesi olarak kaydedildi. Özellikle ABD ve Çin’deki artan kamu borçlanmaları, bu dramatik artışta önemli bir rol oynadı.
Yusuf Arslan’ın 6 Mayıs 2026 tarihli raporunda, küresel borç stoku, önceki yılın aynı döneminde 327,6 trilyon dolar seviyesindeyken, 4,4 trilyon dolarlık bir artış ile 353 trilyon dolara yükseldi. Küresel borcun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı ise ilk çeyrek itibarıyla yüzde 305 olarak belirlendi. Gelişmiş ülkelerde borç oranlarının azalmasına karşın, gelişmekte olan ülkelerde bu oran artış göstermeye devam etti. En büyük yükselişler Norveç, Kuveyt, Çin, Bahreyn ve Suudi Arabistan’da gözlemlendi.
Gelişmiş ekonomilerin toplam borcu 246 trilyon dolara yaklaşırken, gelişmekte olan ülkelerin borcu 106,7 trilyon dolara çıktı. Hane halkı borçları 65,1 trilyon dolara, finansal olmayan şirket borçları 101,8 trilyon dolara, kamu borçları ise 108,5 trilyon dolara yükseldi. Finansal sektörün borçları ise 77,3 trilyon doları buldu. Hane halkı borçlarının GSYH’ye oranı yüzde 56,2’ye gerilemişken, finansal olmayan şirket borçlarının oranı yüzde 88,8’e ve kamu borçlarının oranı yüzde 94,8’e yükseldi.
Türkiye özelinde ise, hane halkı borçlarının GSYH’ye oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 seviyesinde sabit kaldı. Finansal olmayan şirket borçlarının oranı yüzde 38,5’ten yüzde 37,7’ye düşerken, kamu borçlarının oranı da yüzde 27,2’den yüzde 26,2’ye geriledi.
Raporda, yaşlanan nüfus, artan savunma harcamaları, enerji güvenliği, siber güvenlik yatırımları ve yapay zeka alanındaki sermaye harcamaları gibi yapısal faktörlerin, orta ve uzun vadede hükümet ve şirket borçlarını artıracağına dikkat çekildi. Orta Doğu’daki çatışmaların bu baskıları daha da artırabileceği vurgulandı. Ayrıca, yüksek enerji ve gıda fiyatlarının artan enflasyon baskılarına yol açacağı, birçok ülkenin mali destek sağlamak zorunda kalacağı ve bunun da daha yüksek borç seviyelerine neden olacağı belirtildi.
Yüksek enflasyonun kısa vadede borç oranlarını düşürebileceği, ancak kalıcı hale gelmesi durumunda bu etkinin sürdürülebilir olmayacağı ifade edildi. Orta Doğu’daki çatışmanın devam etmesi halinde, merkez bankalarının enflasyonu kontrol altına almak için agresif önlemler almasa bile, uzun vadeli fiyat baskılarının borçlanma maliyetlerine yansıacağı kaydedildi.
